Liberal
İnsanlık ve Özgürlük

İnsanlık tarihi incelendiğinde büyük toplumsal kırılma noktalarının ve devinimlerinin özgürlük mücadelesiyle bir şekilde ilintili olduğu gözlemlenebilmektedir. Zira insan doğasında, özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı koyma refleksi bulunmaktadır. Bu yüzdendir ki geçmişte özgürlüğünü kaybetmiş veya kaybetme tehlikesi olan insanlar bu durumu değiştirmek adına her türlü fedakarlığı yapabilmiştir.

Özgürlük, yapısı gereği çok boyutlu bir durum arz eder. Özgürlükleri sosyal hayatın farklı boyutları içinde iktisadi özgürlük, ifade özgürlüğü, din özgürlüğü gibi alt başlıklara ayırmak mümkün ise de bir özgürlüğün eksikliği ötekileri etkileyebilmekte, buna da tarihte pek çok kez rastlanabilmektedir. 19. yüzyılda tüm özgürlüklerin birarada bulunabilmesi temelinde ortaya çıkmış liberal düşünce sistemi ile birlikte, insanlık özgürlüğü teorik temelde de daha iyi savunabilir hale gelmiştir. Bundan dolayıdır ki özgürlük günümüzde hem ideolojik, hem ekonomik hem de sosyal hayatta en önemli atıf ve dayanak noktası haline gelmiştir.

Özgürlük bir değer olarak ele alındığında, sanılanın aksine özgürlük karşıtı bir çoğunluk tarafından da kabul edildiği gözlemlenebilir. Geçmişte bireysel özgürlüklere karşı bir temellendirmeyle kendisini somutlaştıran totaliter rejimlerde bile bu böyledir. Şöyle ki totaliter rejimlerin tamamında özgürlüğün bir kısmını engellemek anlamına gelen hapis cezası yer almaktadır. Hapis cezası var olabildiğine ve ceza olarak kabul edilebildiğine göre totaliter rejimlerde dahi mekânsal özgürlüğün bir değer olarak kabul edildiği gözükmektedir. Böyle olmasa mekân özgürlüğü kısıtlanıp ceza olarak öngörülmezdi.

Özgürlük kapsamı içinde ele alınabilecek unsurların tümünün birey kökenli olması da bir başka önemli noktayı oluşturmaktadır. Özgürlük bireysellikten farklı düşünülemez. Bireyin kendi mutluluğunu arama hakkı, özgürlük bağlamında gerçekleşebilir. Kollektif mutluluk reçeteleri bundan dolayıdır ki özgürlüklere karşıt bir noktada kendini tanımlamaktadır. Birey mutluluğu yerine toplumsal veya kollektif mutluluk, bireyleri ve onların haklarını dışlayarak elde edilmeye çalışılır. Bundan dolayıdır ki özgürlüğü birey kavramını dikkate almadan anlamak olanaksızdır.

İnsanların kendi özgürlüklerinden feragat etmeleri paradoksal bir biçimde kendi özgürlüklerini koruma içdürtüsünden kaynaklanmaktadır. İnsanlar, özgürlükler rejiminde diğer bireylerin özgürlüklerinin kendi özgürlüklerine zarar verebileceği endişesinden hareketle bu tür bir düşünceye kapılmaktadırlar. Günümüzde toplumların devletin varolması gerektiği yönündeki derin inancının temelinde yatan neden budur. Özgürlüğü kaybetme tedirginliğinin kontrolden çıktığı noktada ise totaliter ideolojiler ve yönetimler önplana çıkmakta ve popülerleşmektedirler.

Teknolojik gelişim şüphesiz ki insanın özgürleşmesi yönünde olumlu gelişmeler ortaya çıkarmıştır. İnsanların alternatiflerinin çoğalması ile seçme yeteneklerinin bununla uyumlu bir şekilde gelişmesi sonucu özgürlüklerin önündeki fiziki engeller birer birer ortadan kalkmaktadır. Örneğin cep telefonunun insan hayatına girmesi ile bireyler müthiş bir mobilite kazanmış ve geçmişte seyahat etmenin önündeki büyük engellerden olan iletişimsizlik sorunu ortadan kalkmıştır. Buna karşılık teknolojik gelişmenin doğal bir sonucu olarak insan hayatına müdahale şansı da artmış ve bu durum demokratik ülkelerin dahi totalitervari olarak nitelenebilecek önlemleri alabilmesi tehlikesine yol açmıştır. Totaliter rejimin uygulanabilirliğinin daha önceki çağlarda değil de 20. yüzyılda ortaya çıkması bu bağlamda tesadüf değildir.

Özgürlüklerin kullanılmasının önünde pek çok faktör engel olarak sayılabilmektedir. Fizikî koşullar, diğer bireylerin özgürlük sınırı, kanunlar gibi birçok engel içinde öne çıkan unsur devlet unsurudur. Devletler kendi çıkış noktalarını ama açık ama kapalı, sınırsız  özgürlüklere karşı olarak açıklamaktadırlar. Yani devlet kurulduğu an birey özgürlüklerinin sınırlanması başlamış demektir. Bu bağlamda devletin bireylerarası özgürlüğü koruma adına yaptığı girişimlere ilaveten yaptığı girişimler özgürlükler alanını ihlâl edebilmektedir. Zira devlet örgütlü yapısı ve işleyişi ile birey karşısında çok güçlü bir konumdadır. O halde özgürlükler konusunda en çok üzerinde durulması gereken nokta devletin özgürlüklere karşı takındığı tutum olmalıdır.

Özgürlüğün kullanımı yalnızca diğer insanların özgürlüklerini kısıtlamak şeklinde gerçekleşmez. Bir insan özgür bir ortamda varolan haklarını kullanırken diğer insanlara da özgürlük alanı açabilmektedir. Bunun örnekleri piyasa ekonomisindeki buluşlarda ve bu buluşların getirdiği refahta bulunabilir. Teknolojinin artması ve bazı mamullerin maliyetinin düşmesi milyonlarca insanın hiçbir çaba harcamadan bu mamulleri daha ucuza alabilmesini sağlamaktadır. Bu da insanların zenginliğini ve özgürlüğünü arttırıcı bir faktördür. Elbetteki bazı alanlarda insanların özgürlükleri birbiriyle çatışır. Bu noktada özgürlüklerin korunmasının yolu bu çatışmanın belli çizgilerde korunmasına bağlıdır.

Günümüzde milyarlarca insanın bir dine mensup olduğu düşünülürse özgürlüğün insanlık tarihindeki yeri daha iyi anlaşılır. İlahî dinlerin ve diğer pek çok dinin kökeninin özgürlük temelinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Dinî ve felsefî inançlar özgür ortamlar olmadan kendilerini ifade şansı bulamazlar. Örneğin teokratik baskıcı bir yönetim içinde resmî dinin lehine ama resmî politikanın aleyhine bir faaliyet kolaylıkla cezalandırılabilmektedir. Bu bakımdan özgürlüğün yoksunluğu her türlü dinî ve felsefî inancı toptan zedelemektedir.

Sonuçta insanlık pek çok kereler bedel ödediği özgürlüğünün değerini küreselleşme süreci ile birlikte daha çok anlamaktadır. Siyasal sistemden tutun da sosyal yaşama hayatın pek çok dalında özgürlük kavramı kabul gören bir değer haline gelmiştir. Bu bağlamda özgürlüklere sahip çıkmak ama yalnız kendi ve kendi gibi düşünen, hareket edenlerin değil herkesin özgürlüğünü korumak tüm insanlığın görevidir, görevi olmalıdır.

Ahmet Cem Özen

İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğrencisi

Liberal Düşünce Topluluğu GMK Bulvarı No: 108 / 17 Maltepe, 06570 Ankara, Türkiye, T: + (+90) 312 2316069 – 231 1185, F: + (+90) 312 2308003, info[at]liberal.org.tr
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır.Web sitesi içerisindeki resimler, yazılar kaynak gösterilse dahi, izin alınmadan başka web sitelerine, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, internet ve web ortamında ya da başka biçimde alenileştirilemez, basılıp çoğaltılamaz. © 2013
Web Tasarım
Sayfa başı