Liberal
Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları ve Liberal Demokrasi

Akademik Bir Araştırma ve Geliştirme Projesi

 

LDT bünyesinde, 2010 - 2012 yılları itibarıyla, Uluslararası Sivil Toplumu Destekleme ve Geliştirme Derneği’nin desteğiyle, Türkiye’de kanunla kurulan ve belirli mesleklerin icra edilebilmesi için kaydolmanın mecburî olduğu kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hakkında bir proje yürütülmüştür. Proje, sözkonusu meslek kuruluşlarının demokratik sistem içindeki yerlerini, örgütlenme ve teşebbüs özgürlüğü ile serbest rekabet bakımından içinde bulundukları durumu teorik ve pratik açıdan inceleyerek sorunları ortaya koymaya çalışmaktadır.

Bu itibarla, hazırlanan uzman raporları, Ankara’da ve İstanbul’da yapılan çalışma toplantılarında serbest meslek mensupları, meslek kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve medya mensupları ile müzakere edilerek yayınlanmıştır. Ayrıca, meslek mensuplarının meslek odalarının işleyişi, malî sorumluluğu ve demokratik temsil kabiliyeti hakkındaki değerlendirmelerini içeren kamuoyu araştırmasının sonuçları da yayınlanmıştır. Bu çalışmalardan hareketle, çoğulcu, özgürlükçü bir demokrasiyle daha iyi bağdaşan, daha verimli bir hizmeti temin edecek rekabetçi bir sistem oluşturma yolunda bir reform önerisi geliştirilmiştir. İlgili şahıs ve kurumlarla daha önce paylaştığımız söz konusu üç yayını dilerseniz LDT’den temin edebilirsiniz.

 

Yaklaşım 

Türkiye’de birçok ülkede olduğu gibi belirli mesleklerin ve faaliyetlerin icra edilebilmesi için kanunla kurulan meslek örgütlerine üye olma zorunluluğu vardır. Bu durumun meslek örgütü adı altında; kamu kurumu niteliği taşıyan korporatist yapılar oluşturduğu açıktır.

Söz konusu meslek kuruluşlarının birer tekel durumunda olması hem verdikleri hizmetin maliyetini yükseltip kalitesini düşürmekte hem de kuruluşların yozlaşma imkân ve ihtimallerini arttırmaktadır. Ayrıca, bir mesleki faaliyet için kurulan bu kuruluşların, bünyesinde değişik görüşlerden meslek mensupları bulunmasına rağmen, yönetim kadrolarının tek bir görüşün temsilcisi ve sözcüsü olduklarını iddia etmesi ahlâkî açıdan problemler doğurmaktadır.

Bunlarla birlikte, otoriteryen korporatist bir durum arzeden mevcut yapı vasıtasıyla devlet sivil görünümlü olan ama aslında sivil olmayan kuruluşlar yoluyla sivil toplum alanına müdahil olmakta ve sivil toplumu kontrol altında tutmaktadır. Bunun olumsuz sonuçları arasında sivil toplumun gelişmesinin engellenmesi; özgürlükçü demokrasilerin teminat alması gereken temel özgürlüklerden olan teşkilâtlanma özgürlüğünün sınırlanması ve sivil toplumun kamu otoritelerini etkileme ve denetleme imkân ve araçlarının kısıtlanması sayılabilir.

Yukarıda dikkat çekilen gerekçelere istinaden, AB üyelik sürecinde ilerleyen Türkiye Cumhuriyeti’nin meslek odalarının statüsünü ve fonksiyonlarını demokratik ilkeler ve usuller ışığında gözden geçirerek yenilemesi ve meslek kuruluşlarında özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik bir yapının tesisi amacıyla, Liberal Düşünce Topluluğu, Uluslararası Sivil Toplumu Geliştirme Derneği’nin katkılarıyla “Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları ve Liberal Demokrasi” başlıklı bir proje yürütmüştür.

Proje çerçevesinde, akademisyenler tarafından hazırlanan bilimsel raporlar, serbest meslek mensupları, meslek kuruluşları temsilcileri, konuyla ilgili gazeteciler ile akademisyen ve araştırmacıların katıldığı bir toplantıda 15 Ocak günü Ankara’da müzakere edilmiştir.

Müzakere toplantısında dile getirilen belli başlı görüşler aşağıda derlenmiştir:

»  Meslek kuruluşlarının kamu kurumu niteliğinde olması sorunun önemli bir boyutunu teşkil etmektedir. Bu hususiyetin kaldırılması ve meslek kuruluşlarının tamamen sivil bir platforma mobilize edilmesi hazırlanacak reform taslağının temelini oluşturmalıdır.

»  Anayasanın 135. Maddesinde değinilen ve ilgili kanun maddesinde ayrıntılı olarak tanımlanan “zorunlu üyelik” konusunun özgürlükçü ve demokratik bir yapının oluşmasına engel olmaktadır.

» Toplantıda zorunlu üyelik konusu ile ilgili önemli bir mutabakat sağlanmıştır. Buna göre; tekel durumundaki meslek kuruluşlarının çoğulcu bir yapıya kavuşması ile dolaylı olarak zorunlu üyelik meselesinin pratik olarak çözüleceği ifade edilmiştir. Örneğin; belirli bir sayıya ulaşan meslektaşların ayrı bir baro kurmasına izin verilmesi böylelikle birbiriyle benzer, görüş, düşünce, tespit ve endişeleri taşıyan meslektaşların ayrı bir birlik kurmasının önü açılmalıdır. Öte yandan, zorunlu üyelik durumunun tamamen kaldırılması da uzun vadede üzerinde tartışılması gereken bir konudur.

 » Meslek kuruluşları adı altındaki oda, baro ve birliklerin serbest ticareti ve rekabeti engelleyen eylemlerde bulundukları ve devlet bürokrasinin yanı sıra söz konusu kuruluşların da özellikle girişimciler açısından önemli bir engel haline geldikleri tespiti dile getirilmiştir.

» İlgili kanun maddesinde belirtildiği üzere bir diğer amacı kamu hizmeti kalitesinin düzeyinin yükseltilmesi olan söz konusu kuruluşların uzun vadede “kamu zararı”na yol açtıkları ifade edilmiştir. Özellikle meslek erbabı sayısının sınırlı olduğu (tabip, eczacı, avukat, vb.) meslek kuruluşlarında bu durumun suistimal edildiği ve çeşitli yasaklarla rekabetin engellenerek kamuyu düşük hizmet kalitesine yüksek ücret ödemeye mecbur bıraktığı vurgulanmıştır.

» Söz konusu meslek kuruluşlarının özellikle taşra örgütlerinde birer yerel bürokratik aygıt işlevi gördükleri bununla birlikte hizmet alanlar açısından son derece önem arz eden ve aslî gayeleri olması gereken “meslek içi disiplin” konusunun tamamen arka planda bırakıldığı dile getirilmiştir. Hatta disiplin konusunun yöneticiler tarafından kamu yararı gözetilmesinden çok kamu gücü kullanılarak kişisel sorunların halledilmesi gibi keyfi kullanıldığı ifade edilmiştir.

» Meslek kuruluşları ile ilgili bir diğer konu bu kuruluşların sivil toplum kavramına ilişkin yaklaşımlarıdır. Toplum nezdinde bu kuruluşların birer sivil toplum kuruluşu olduğu kanısı yaygındır. Bu algının üzerinde durulması ve yanlışlığının gündemde tutulması önemlidir. Öte yandan kamu kurumu niteliği taşıdıkları Anayasa’da açıkça belirtilmesi ve bu nedenle devlet protokolünde yer verilmesine rağmen bu kuruluşların yöneticilerinin kendilerini bir sivil toplum örgütü olarak göstermesi özgür sivil toplumun çoğulcu ve rekabetçi tabiatı açısından çelişkili bir durumu ortaya koymaktadır.

Türkiye'de Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları, Sivil Toplum ve Demokrasi Raporu'na buradan ulaşabilirsiniz.

Kamuoyu araştırması

Reform önerisi

Toplantılar

Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları, Sivil Toplum ve Demokrasi, 21 Nisan 2011, Ankara

Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları ve Liberal Demokrasi, 15 Ocak 2011, Ankara 

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının durumunu değerlendiren aktüel yazıları aşağıda bulabilirsiniz:

Mahmut Övür, Sanayi ve Ticaret Odaları Sivil mi?, Sabah Gazetesi, 16.02.2013

Taş Yapı'dan Ticaret Odaları Manifestosu, emlakwebtv.com,08.02.2013

Kamu kurumu niteliğindeki cendere, Bekir Berat Özipek, Star, 19.04.2012

Emre Aköz, Meslek örgütlerini rekabete açalım mı?, Sabah, 27.04.2011

Emre Aköz, Eczaneler Pazar günü Niye Açık Değil?, Sabah, 22.04.2011

Yusuf Şahin, Depreme karşı bahane geliştirmek, Star, 23.08.2010


Liberal Düşünce Topluluğu GMK Bulvarı No: 108 / 17 Maltepe, 06570 Ankara, Türkiye, T: + (+90) 312 2316069 – 231 1185, F: + (+90) 312 2308003, info[at]liberal.org.tr
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır.Web sitesi içerisindeki resimler, yazılar kaynak gösterilse dahi, izin alınmadan başka web sitelerine, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, internet ve web ortamında ya da başka biçimde alenileştirilemez, basılıp çoğaltılamaz. © 2013
Web Tasarım
Sayfa başı