Liberal
LDT - Alevilik Toplantısı Raporu

Türkiye’de Alevilik ve Din Özgürlüğü

18 – 19 Eylül 2010, İstanbul

Liberal Düşünce Topluluğu’nun düzenlediği çalışma toplantısı, 18 Eylül Cumartesi günü Türkiye’deki Alevi toplumunun muhtelif vakıf ve derneklerinin temsilcileri ile akademisyenler, ilgili bazı sivil toplum kuruluşlarının üyeleri, gazeteci ve televizyonculardan oluşan yaklaşık 60 kişilik katılımcı ile yürütülmüştür. İki gün süren toplantının birinci gününde dört oturum gerçekleştirilmiş ve bu oturumlara tartışmaların çerçevesini belirleyen; Aleviliğin temel sorunlarını ele alan kısa birer sunuşla başlanmıştır. Toplantının ikinci gününde Alevilerin sorunları ile ilgili genel değerlendirmeler ve somut çözüm önerileri üzerinde durulmuştur.

Toplantıda temel olarak din özgürlüğü açısından Türkiye’de Alevilerin bireysel ve kurumsal sorunları ele alınmış, Cemevleri, Dedelik kurumu ve Alevilik eğitimi gibi kurumsal sorunlar önündeki engeller üzerinde özellikle durulmuştur. Sorunlar, devletten kaynaklanan sorunlar ve Alevi-Sünni ilişkilerinden kaynaklanan sorunlar olarak sınıflanmıştır. Toplantıda muhtelif katılımcılar tarafından ortaya konulan görüşler aşağıdaki gibi kaydedilebilir..

®      Devletin inançlara karşı tarafsız olmaması önemli bir problem kaynağı teşkil etmektedir. Türkiye’de din özgürlüğü ihlâllerinin hemen hemen tamamının kanunlara dayandığı tespiti yapılmıştır.

®      Alevilerin sorunlarının sadece devletten kaynaklanmadığı, Aleviliğin Alevi olmayanlar tarafından sürekli tanımlanmaya çalışıldığı ve bu tanımın da genellikle Sünnilik eksenli olduğu ifade edilmiştir.

Ayrıca, Alevilerin de Aleviliği tanımlama sorunu olduğuna, Aleviliğin ne olduğu konusunda Aleviler arasında da tartışmaların sürdüğüne dikkat çekilmiştir. Bazı Aleviler, Aleviliği İslam dinine dâhil ederken bazıları, İslam’a dahil edilemeyeceği, kısmen dahil edilebileceği veya inanç ve ibadetler açısından değil kültürel açıdan dahil edilebileceği gibi farklı düşüncelere sahip oldukları gözlenmiştir.

®      Alevi kuruluşlarının birbirleri ile uzlaşı içinde çalışamamaları, sürekli rekabet halinde olmaları, taleplerde uzlaşamamaları ve Aleviliği yaşamayan Alevilerin Aleviler ve Alevilik üzerinde konuşmaları, Alevilerin sorunlarının çözümünü yavaşlattığı tespiti yapılmıştır.

Alevi temsilcileri, Alevilerin resmi ideolojiye çok fazla bağlı olduklarını, kollektif olarak bir siyasal tercihte bulunduklarını ve bunun aleyhlerine bir durum olduğunu ifade etmişlerdir. Ancak tarihî kötü tecrübe ve Alevilere karşı işlenen cinayetlerden dolayı kendilerini psikolojik olarak güvende hissetmediklerini ve bu nedenle siyasal bir dayanışmanın oluştuğunu ifade etmişlerdir. Ancak son beş yıldan beri resmi ideolojinin tartışılmaya ve onunla hesaplaşılmaya başlandığı konusunda Alevi temsilcileri hemfikirdir. Ancak can güvenliği endişesini Alevilerin sürekli yaşamasının bunu yavaşlattığı söylenmiştir.

®      Alevilerin insan hakları ve Alevilik konusunda yeterine çalışma yapmamalarının kendilerini rasyonel ve tutarlı bir şekilde ifade edememelerine neden olduğu söylenmiştir. Bu tür toplantılarda yetkin sözler ve çözüm önerileri yerine Alevilerin kendi sorunlarını subjektif bir dille duygusal olarak ifade etmesi, bunun göstergesidir denilmiştir.

®      Alevilerin 1960’lı yıllarda ilk defa kentleşirken Alevilerin sorunlarını ezen-ezilen üzerinden ele alan bir ideoloji ile bakmalarının Dedelik kurumu başta olmak üzere Aleviliğe büyük zarar verdiği söylenmiştir.

®      Alevilerin geçtiğimiz birkaç yıl içinde Anadolu’da Alevilerin kendilerini sıkışmış ve özgürlüklerinin daralmış olduğunu hissettikleri, özellikle 2010 anayasa değişikliği referandumunun propaganda açıklamaları ve sonuçlarının bu sıkışmışlık psikolojisini arttırdığını ifade etmiştir. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı çıkışlarının kendilerini ürküttüğünü söylemiştir. Ancak bu sıkışmaya neden olacak somut baskı ve şiddet örneği olmadığına da dikkat çekilerek bu endişenin bir olgu mu ya da algı mı olduğu sorgulanmıştır.

®      Din dersleri müfredatında Alevilik konusunun yetersiz olduğu ve mevcut din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretmenlerinin Alevilik üzerinde yetkin bilgi verecek durumda olmadığı tespiti yapılmıştır.

®      Alevilerin devletin dinî kurumları konusunda Sünnilerin memnun olduğu şeklinde genel bir yargılarının bulunduğu buna karşılık topyekûn bir memnuniyetin olmadığı ve bu algının yanlış olduğu tespiti yapılmıştır. Bu kurumların Sünniliğin bataryalarını zayıflattığı benzetmesi yapılmıştır.

®      Alevi bir katılımcı, Sünni topluma güvenemediklerini, resmi ideolojiye yakın durmanın kendilerine zarar verdiğini, bir çıkış yolu aradıklarını ve Liberal Düşünce Topluluğu’nu evrensel insan haklarının savunucusu olarak görüp buraya sığınmak istediklerini ve toplantının sonunda topluluğa olan güveninin pekiştiğini ifade etmiştir.

 

Temel sorunlar bu şekilde ifade edilmiştir. Bu sorunlarla ilgili çözüm önerileri de toplantı boyunca ve özellikle Pazar günü yapılan iki oturumda daha açık bir şekilde ifade edilmiştir:

Ø  Alevi sorununu din özgürlüğü üzerinden tartışmak ile konuyu teolojik açıdan ele almak arasında önemli bir yaklaşım farklılığı olduğu ifade edilmiştir.

Ø  Dedelik kurumu olmadan Alevilikten bahsedilemeyeceği açıktır. Aleviliğin adap ve erkânı Dedelik üzerinden sürmektedir bu nedenle Dedeliğin kurumsallaşması önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Ø  Zorunlu din eğitimi, Aleviliği tahrip etmektedir. Bu dersin seçmeli ve çok müfredatlı olması ve her dini inancın kendi müfredatını hazırlamasının serbest olması konusunda ortak görüş ortaya çıkmıştır. Bazı katılımcılar, mevcut durumun içeriğinin zenginleştirilmesinin de mümkün olabileceğini ileri sürmüş fakat bu genel kabul görmemiştir.

Din eğitimi müfredatı ilgili taraflara sorularak hazırlanmalıdır.

Ø  Alevilere karşı bireysel olumsuz tutum ve tavırların yer, zaman ve biçim olarak raporlanması ve bunların konu ile ilgili çalışma yapan STK’larca paylaşılması önerilmiştir.

Alevi dernek ve vakıflarının Alevi kuruluşları ve diğer STK’larla dayanışması önerilmiştir.

Ø  Sünnilerin Alevilerle ilgili, Alevilerin de Sünnilerle ilgili bir sorunda inisiyatif almaları, karşılıklı sorunların çözümünü hızlandıracağı ifade edilmiştir.

Ø  Hukuki düzenlemeler ve diyaloglar kadar sembolik jestler de önemlidir. Aleviler ve Sünnilerin ön yargılarını kırmak için karşılıklı sembolik jestler etkili olacaktır. Ayrıca kullanılan dil esnek ve kibar olmalı, incitici ve suçlayıcı dil diyalogu engellemektedir.

Ø  Cemevlerinin ibadethane, tekke, zaviye ya da başka nasıl bir statüye sahip olacağına Alevilerin karar vermesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Tevhid-i Tedrisat kanununun Türkiye’de yürürlükte olmadığı çünkü Türkiye’nin uluslararası hukukî müktesebatın bir parçası olduğu ve bu müktesebatın zaten bu kanunları hükümsüz hâle getirdiği ifade edilmiştir. Zira, Türkiye, dünyadaki insan hakları ve hürriyetleri korumaya dair sözleşmelerin çoğuna imza atmış ve bunlara bağlı denetim mekanizmasının yeniden yapılanmasına ilişkin protokolleri tamamlamıştır.

Ø  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması veya küçültülmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Cemevleri için devletin arsa tahsisi yapması dile getirilmiştir. DİB’nın giderlerinin genel bütçe yerine “inanç vergisi” adı altında oluşturulacak bütçeden karşılanması gerektiği bu önerinin nispeten daha adil bir yöntem olacağı ifade edilmiştir.

Alevilerin yakın zamanlarda uluslararası mevzuata atıfta bulunmaları ve haklarını bunlar üzerinden arama çabaları nedeniyle Alevilerin hukukî hassasiyetlerinin gelişmiş olduğu gözlenmiştir. Bu durumun Alevi toplumunun temel hak ve özgürlükler konusundaki bilincini artıracağı muhakkaktır.

Katılımcılar, Liberal Düşünce Topluluğu’nun düzenlediği bu toplantıda üzerlerinde herhangi bir psikolojik baskı hissetmeden kendilerini ifade edebildiklerini sık sık kaydetmiştir. Bazı katılımcılar, bu tür çeşitlilik taşıyan bir toplantıya ilk kez katıldıklarını ve herkesin fikrini bu konularda bu oranda özgür ifade ettiği bir ortamda ilk kez bulunduklarını ve bundan çok memnun kaldıklarını söylemiştir. Katılımcıların liberal kavramlar etrafında din özgürlüğü, çoğulculuk, çeşitlilik ve barış içinde birlikte yaşama düşüncesini tartışmaya açık oldukları gözlenmiştir.

Toplantıda ilgili bir katılımcı profili dikkat çekmiştir. Oturumlarda çoğu zaman konu başlıklarının dışına çıkılmış olsa da bu sunumların her biri Aleviliği teolojik bir sorun olarak değil bir insan hakları konusu olarak ele almıştır.

Toplantı, katılımcıların tekrar bu tür toplantılar düzenleme ve dayanışma içinde olma dilek ve temennilerinden sonra LDT Alevi ve Bektaşi Araştırmaları Merkezi direktörü ve toplantı koordinatörü Şenol Kaluç’un teşekkür, değerlendirme ve kapanış konuşmasıyla sona ermiştir.

 

Liberal Düşünce Topluluğu GMK Bulvarı No: 108 / 17 Maltepe, 06570 Ankara, Türkiye, T: + (+90) 312 2316069 – 231 1185, F: + (+90) 312 2308003, info[at]liberal.org.tr
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır.Web sitesi içerisindeki resimler, yazılar kaynak gösterilse dahi, izin alınmadan başka web sitelerine, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, internet ve web ortamında ya da başka biçimde alenileştirilemez, basılıp çoğaltılamaz. © 2013
Web Tasarım
Sayfa başı