Liberal
Ortada fiyat var, Ünsal Çetin

Faiz fenomeninin en özet ve doğru tanımı ile başlamamızda fayda var; faiz tasarruf etmenin getirisidir ve faiz oranları, elbette müdahale edilmemiş olmaları koşuluyla, tasarrufların bolluğu veya kıtlığı hakkında bize gerçeği söyleyen göstergelerdir.

Yani, faiz oranları iktisatçıların fiyat sistemi dediği şeyin finansal plandaki bir parçasıdır. Bu fiyat sistemi ekonomi dediğimiz bütünün içindeki asıl iskelet bir bakıma. Fiyat sisteminin önemsiz bir teferruat olduğunu, işe yaramaz olduğunu ancak dogmatik bazı akademisyenler ve politikacılar sadece iddia edebilir. Onlar bile kendi hayatlarının olağan akışı içinde bu iddialarına zerre kadar itibar edemezler. Fakat, cübbelerini giydiklerinde ve lacivert takım elbiseleri ile kendilerine ağırlık vehmettiklerinde hayatın bu gerçeğine sırtlarını dönebilme lüksüne sahip olurlar.

Fiyat sistemi ve ekonomik kararlar arasındaki bağlantıları farklı bağlamlarda görmek öyle çok zor bir iş değildir. Geçen yıl içinde İstanbul’un su rezervleri iyice tükenmeye yüz tutunca, İstanbul belediyesi fiyatları yükselterek tasarrufu teşvik etme şeklindeki bir yöntemi politik olarak tercih edilebilir bulmamıştı. Bunu yerine, fiyat sisteminin ‘daha yetersiz’ bir ikamesi olarak, sözlü/yazılı sinyaller göndermek tercih edilmişti. “Daha kısa duş alın, XYZ ton suyu kurtarın” gibi ifadeler şehrin tabelalarında görünür oldu. Bu yöntemdeki bariz kabul, kıtlık gerçeğine göre hareket etme ihtiyacının ta kendisidir. Şehir suyunun bolluk ve kıtlığının kabulü, tasarrufların bolluk ve kıtlığının kabulüne göre çok daha az politik bir mevzudur, ve bu nedenle de dogmatik çarpıtmalara daha az maruz kalır. Ne yazık ki, konu faiz oranlarına gelince, dogmatiklerimiz kendilerini ekonomik rasyonaliteye meydan okuma yarışına fena hâlde kaptırmış durumda. 

Milton Fridman “Bedava öğle yemeği diye bir şey yoktur” dediğinde, ücret ödemeden tadına bakabildiğiniz promosyon pizzanın sizin için maliyetsiz bir yemek olduğunu inkâr etmek istememişti. Çalıştığım işyerinde mükellef bir öğle yemeği imkânına sahibim, hem de beş kuruş ödemeden. Yemeğin maliyetini çalıştığım firma öder. Yediğim ücretsiz öğle yemeği kişisel gelirime dâhildir. Çünkü aksi halde, iş yerinden dışarı çıkıp cebimden ödeme yaparak karnımı doyurmak zorunda kalırım. Bayram günlerinde belediye otobüsleri ücretsiz olduğunda, ekseriyetle aşırı sıkışıklık nedeniyle otobüse binemem. Bu doğrudan katlandığım bir maliyettir. Dolaylı olan bedel ise, o bedava seferlerin maliyetinin normal günlerin biletlerine ve hatta diğer belediye hizmetleri fiyatlarına dağıtılması ve gömülmesidir. 

Siz bakmayın kapitalist sistem eleştirileri hegemonyasına. Konu işlerin normal gidişatına, hadi iktisatçı gibi konuşalım, doğal büyüme oranı ile ilerleyerek ülke içi geliri artıran bir ekonomiye geldiğinde, fiyat sisteminin üç aşağı beş yukarı etkinliğini tartışma konusu yapmak çok ama çok zordur. Bu nedenle, müdahaleciler bu konuya gelince fiyat sistemi etkinliğini tartışamadıklarının farkına bile varmazlar. Gerçekler inatçıdır, gerçekten. Enflasyonist büyüme ve deflasyonist çöküş dönemleri ayrı bir tartışma konusudur ve bu tür parasal dengesizliklerin çıkış kapılarında ekseriyetle merkez bankalarının yatıyor oluşu da fiyat sisteminin aleyhine bir kanıt değildir. Yalnızca bir nokta fiyat sistemi etkinliğini tartışmanın haklı gerekçesi olarak dile getirilebilir; Nam-ı değer ücret ve fiyat katılıkları (wage and price rigidities) deflasyonist bir ortamda fiyat sisteminin ekonomik iyileşme yeteneğini zayıflatabilir. Piyasaların sürtünmesiz bir mükemmellikte çalışmamaları gerçeğinin bir yansıması olarak, günümüz ekonomilerinin yapısal bir sıkıntısıdır bu. Fakat burada da, ücret ve fiyat katılıkları, hükümet eylem ve müdahaleleri ile yapay bir surette ağırlaştırılmadıkları sürece, deflasyon yaşayan bir ekonomiyi tek başına depresyona sürükleyecek kadar güçlü bir faktör olamaz. Walter Bagehot’un klâsik nihaî kredi mercii doktrininin orijinal ilkelerine göre hareket eden bir merkez bankasının varlığında, bir parasal dengesizlik durumu olarak deflasyonun, ekonomi geneline sirayet eden bir depresyona dönüşmesi mümkün değildir. 

Faizin enflasyonun nedeni olduğunu söylemek, fakirlerin et tüketmesini engelleyen şeyin ‘et fiyatları’ olduğunu söylemeye benzer. Gerçekte ise, et fiyatları sayesinde toplumun büyük çoğunluğu et tüketmeye muktedir olur. Et fiyatlarının zorla sıfıra düşürüldüğü bir piyasada yaşanacak muazzam sektörel kaos bir yana, yapılan fiyat müdahalesinin detaylarına bağlı olarak, herkesin örneğin günlük bir ücretsiz et alma istihkakına sahip olması ekonominin diğer sektörlerindeki daralma ve fakirleşme pahasına gerçekleşebilir. Sosyalist ekonomilerin ücretsiz doğal gaz gibi tecrübelerinin bize bunları öğretmiş olmasını beklerdim. 

Bir politikacının çok yüksek bir seçilme kabiliyetine sahip olması ya da bir akademisyenin yüksek akademik payelere sahip olması, dile getirdikleri fikirlerin doğruluğunu ispatlamaz. Doğru, AKP ve onun doğal, karizmatik lideri Sayın Cumhurbaşkanımız cumhuriyet tarihinin, en başta seçim sonuçları ve diğer pek çok kıstas açısından en başarılı politik hareketidir. Fakat bu gerçek Cumhurbaşkanımızın faiz konusu özelindeki fikirlerinin, iktisat bilimi açısından, bir ‘gaf’ olmasını perdeleyemez. 

Genel olarak politikacılar ve müdahaleciler bu gerçeği kabul etmek istemeyecektir ama, kıtlık sorununun modern simyanın yöntemleri ile ortadan kaldırılması mümkün değildir. Kıtlığın ve fakirliğin geçen birkaç yüzyıldaki önemli seviyede gerileyişinin, fiyat sistemine rağmen değil fiyat sistemi sayesinde vuku bulması bize doğru ekonomi politikası için önemli bir yol gösterir. Gelecekte kıtlık sorununu yatıştırmaya devam edeceğiz. Eğer fiyat sisteminin sağı solu ile oyun oynamayı bir saplantıya çevirmez ve bu tür manipülasyonları kamu politikası adına uğraşmaya değer tek meşgale olarak görmez isek.

Sevindirici şekilde, fiyat sisteminin etrafından dolaşma fikri, bir şarkı sözü olarak bile kulağa hoş gelmiyor.

03 Mart 2014

unsalcetin@liberal.org.tr

Liberal Düşünce Topluluğu GMK Bulvarı No: 108 / 17 Maltepe, 06570 Ankara, Türkiye, T: + (+90) 312 2316069 – 231 1185, F: + (+90) 312 2308003, info[at]liberal.org.tr
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır.Web sitesi içerisindeki resimler, yazılar kaynak gösterilse dahi, izin alınmadan başka web sitelerine, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, internet ve web ortamında ya da başka biçimde alenileştirilemez, basılıp çoğaltılamaz. © 2013
Web Tasarım
Sayfa başı