Liberal
Yargıda Zoru Başarmak, Levent Korkut

Yargı organının hak ve özgürlükleri en üstte tutan güçlü bir kurumsal yapıya kavuşturulmadığı devlet sistemlerde iktisadi ve sosyal gelişmeyi beklemek, toplumsal barışı tesis etmek bir hayalden öteye gidemez. Eşitlik, adalet ve özgürlük demokratik bir siyasi sistemin vazgeçilemez değerleri ve bu değerleri uygulamaya geçiremeyen bir siyasi sistemin kalıcı ve pekişmiş bir demokrasiye dönüşmesi mümkün görünmüyor. Demokrasinin geleceğine güvenle bakan bir ülke olmanın yolu hukuk devletini tüm kurum ve kurallarıyla tesis etmekten geçiyor. Dünya devletlerine baktığımızda hukuk devleti ilkesini uygulamaya en iyi aktaran devletlerin uzun vadeli bir istikrarı, büyümeyi ve toplumsal huzuru yakalayabildiklerini görmekteyiz. Hukuk devleti ilkesini tam anlamıyla uygulamaya geçirmek etkili bir yargı organını zorunlu kılıyor.

Türkiye’nin geçmişine baktığımızda yargı organının nasıl demokratik olmayan hedeflerin aracı haline getirildiğini kolayca görebiliriz. Toplumu yukarıdan aşağıya değiştirmeye çalışan bir zihniyetin oluşturduğu yargı sistemi on yıllarca elitist bir anlayışın temsilcisi olmuş, bireylerin hak ve özgürlükleri yerine topluma giydirilmeye çalışılan dar elbisenin savunuculuğunu yapmıştır. İstiklal mahkemeleri ile başlayan adaletsizlikler, yargının bütünüyle demokrasi üzerindeki vesayet rejiminin bir aracı haline dönüşmesine ilham kaynağı olmuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca yargı sistemi rejimin dışladığı geniş kesimleri görmezden gelmiştir.

1982 darbesinden sonra çok uzun bir süre yaşadığı demokrasiye geçiş sıkıntılarını ancak 2000’li yıllarda atlatan Türkiye, artık demokrasinin kalıcılığını sağlayacak kurumları oluşturmak zorundadır. Yargı bu yeniden yapılanmanın temel direğini oluşturur. Son yıllarda Türkiye’nin vesayet sistemiyle mücadelesi göstermiştir ki; yargı vesayet sisteminin önemli bir unsurudur ve yargı reformu yapılmadan düzgün işleyen bir demokratik sistem kurulamaz. Bu reformun temel unsurlarını ise yargıda şeffaflık, hakim ve savcı kalitesinin yükseltilmesi, liyakate dayalı bir istihdam ve tefi sisteminin oluşturulması, yargının hesap verebilirliğinin sağlanması, yargıda verimlilik ve sürat, mağdur bireylerin haklarını aramalarını sağlayacak destek ve yardım sistemlerinin kurulması oluşturmaktadır.

2000’li yıllar boyunca kaleme alınan birçok strateji, eylem planı ve proje ile yargıda reform gündeme getirilmişse de bugüne kadar gerçekleştirilenler beklentinin gerisindedir. AK Parti’nin 2015 seçimleri için hazırladığı yargıda reform stratejisi geçmiş çalışmaların ışığında geleceğe yönelik yapılması gerekenleri sıralamaktadır. Böyle bir stratejinin eksiklikleri ya da değiştirilmesi gereken noktaları elbette ki olabilir. Ancak ana eksenleri bakımından stratejinin hedefleri yargı sistemini düzeltmeye yöneliktir. Özellikle şeffaflık ile hesap verebilirlik unsurlarının altını bir kez daha çizmek gerekir. Yargıda reform stratejisinin önemli unsurlarından birini oluşturan mahkeme kararlarının yayınlanarak kamuya sunulması demokratik ülkelerde örneklerini gördüğümüz önemli bir uygulama olacaktır. Bugüne kadar Anayasa Mahkemesi dışından hiçbir yargı kuruluşunun kararları bir bütün halinde yayınlanmamıştır. Şeffaflıktaki bu eksiklik mahkemelerin benzer olaylarda hukuki standartları ne ölçüde adil ve eşit bir şekilde uyguladıkları konusunda şüphelere neden olmaktadır. Kapalı bir yargı sisteminin yolsuzluk ve yozlaşmalara neden olacağı açıktır. Değeri milyarlarla ölçülen davaların kararlarının dahi kamuya açık olmaması keyfi uygulamaları teşvik edecek niteliktedir.

Hakim ve savcıların denetimleri, performanslarının değerlendirilmesi kalitenin artmasını sağlayacak, keyfilikleri önleyecek araçlardır. 2010 Anayasa reformuyla yeniden oluşturulan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yargının bir vesayet organı olmaktan kurutulmasını sağlamaya yönelik tedbirler içermekteydi. Ancak Türkiye’nin bu tarihten sonra yaşadıkları yargıdaki yozlaşmanın sadece bu kurulun anayasada yeniden düzenlenmesi ile ortadan kalkmayacağına, çok daha köklü reformlar yapılması gerektiğine işaret etmektedir.

Reformların en zoru kültürel dönüşüm gerektirenleridir. Vesayetçi anlayıştan hukuk devleti bakışına, tepeden inmeci bir devletçi kibirden sıradan insanların haklarını korumaya geçiş yapmak zorunda olan hakim ve savcıların eskiden yeniye nasıl dönüşecekleri uzun vadeli startejileri gerektirir. Yasaları değiştirmek kolaydır, kurumların reformu zaman alır, yeni bir yargı anlayışı ve kültürü oluşturmak ise en zorudur. Bu zoru başarmaya çalışan her girişim desteklenmeyi hak eder.

 Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut, Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi
Yeni Söz Gazetesi, 22 Nisan 2015 

Liberal Düşünce Topluluğu GMK Bulvarı No: 108 / 17 Maltepe, 06570 Ankara, Türkiye, T: + (+90) 312 2316069 – 231 1185, F: + (+90) 312 2308003, info[at]liberal.org.tr
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır.Web sitesi içerisindeki resimler, yazılar kaynak gösterilse dahi, izin alınmadan başka web sitelerine, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, internet ve web ortamında ya da başka biçimde alenileştirilemez, basılıp çoğaltılamaz. © 2013
Web Tasarım
Sayfa başı